Monday, April 12, 2021


Yaş 35: Yalnız Ömrün Yarısı

Az önce yine bir kadın cinayeti haberi okudum. İnsanları anlamakta gittikçe daha da zorlanıyorum. Güzel bir karın ve çocuğun var….


Az önce yine bir kadın cinayeti haberi okudum.

İnsanları anlamakta gittikçe daha da zorlanıyorum. Güzel bir karın ve çocuğun var. İnsan neden öldürür ki bir zamanlar uğruna en basit tabirle heyecanlandığı kişiyi. Bir insanın canını hele ki aynı yatağa girdiğin, aynı yastığa baş koyduğun, aynı hayalleri kurduğun, aynı heyecanı yaşadığın birinin canına nasıl kast edersin ki?

Oysa erkekliğin şanı değil midir, helaline aldığını başının üstünde tutmak, aç açıkta bırakmamak, sahiplenmek ve sevmek…

Sebebi her ne olursa olsun, günün birinde eğer duygusal ya da fikri bir ayrılık kapıya geldi ve çözüm bulunamadıysa (ki aslında “insan olma” vasfının farkında olan herkes çözüm bulabilir) ve boşanıldıysa artık o senin bir zamanlar sevdiğin karın değil, bir arkadaşındır.

İnsanlar arkadaş olamadan evlendiği için mi bunlar yaşanıyor bilmiyorum. Karşında aciz olan birine nasıl vurur, nasıl kıyar ki insan? Doğamız gereği vahşiyiz, en tehlikeli canlıyız ama kalbimiz de var. O kalp bizi birbirimize bağlarken nasıl oluyor da kararıyor kalpler?

Belki de aile kavramının farkında değilizdir. Neden olmasın?

İki insan birbiriyle evlilik sözleşmesi etrafında birleştiğinde artık yeni bir “aile” oluşmuş olur. Hani anne, baba ve bireyin kendisinin bulunduğu aile var ya, hani seni hep el üstünde tutan annen baban ve diğerleri… İşte onlar artık “senin ailenin” dışında kalan gruplardır. Çöpe atılmamıştır ama kenarda durmaları gerekir. İlişkilerin genelinde bu “yanlış” ailede dönen sözler, entrikalar olumsuzlukların büyük bir kısmını tutuyor. Hani el alem ne der muhabbeti var ya işte ona bir de annem, babam ne der eklendiğinde sarmal daha da genişliyor.

Oysa aile kurmuş iki birey ihtiyaç duymaları halinde “eski” ailelerinden fikir/destek alabilirler fakat ailelerinin içine burunlarını sokmamalarını da özellikle belirtirler.

Yaş 35: Yalnız Ömrün Yarısı dedik. İçimden geçenleri yazacağım.

Bu beyinsiz embesillerin yerinde olmak isteyen kaç kişinin olduğunun farkında bile değiller (tabi katil olma durumu değil, öncesi. Artık beyinsiz olduğu için bir “katil”). Bir yuva kurmuşsun, bir de çocuğun olmuş. Dünya da bundan daha büyük bir mutluluk var mı acaba? Para, mal, mülk falan değil çünkü tecrübe ile sabittir ki hiç biri akşam yatağa girdiğinde karşılıksız olarak sarılacağın/sarıldığın ve hayatına ortak aldığın birinin yerini tutmuyor. O güveni duymak, hayatını birleştirebileceğin kadını/erkeği bulmak dünyanın en zor işlerinden biri. Bu satın alınabilecek bir şey değil. O güven duygusunun maddi bir karşılığı yok çünkü. Hayatı bir oyun olarak görecek derecede kapasiteniz düşük değilse ve bu seçimi yaptıysanız sırada inşa etmek kalır, bir yer de yıkmak değil.

Siz aptal katiller, bir aileye sahip oldunuz ve yolun bir kısmında yok ettiniz. Kendinize acımadınız, eşinize acımadınız peki uğruna canınızı vereceğiniz çocuğunuza nasıl yaptınız bunu? Akıllı olduğunuzu falan sanıyordur bazılarınız: Net aptalsınız! Hem de birinci sınıf bir aptal, tüm her şeyi berbat edecek kadar beyinsiz ve aşağılık bir aptal.

İşin o raddeye nasıl geldiğine falan girmeyeceğim. Hani “evin reisi”siniz ya, o raddeye gelmişse evlilik, siz aslında tescilli olarak bir “hiç”siniz. Başarısızsınız ve korkaksınız. Mücadele etmek, çözüm üretmek ve işleri rayına oturtmak zordur ve bunu başarabilmek az da olsa zeka ister. İşte siz bunların hepsinden yoksunsunuz. Bir kadın bir erkeğe aşık olmuş ve evlenmişse, onunla bir çocuk dünyaya getirmişse size bir nevi güvenmiştir. İlişkinin herhangi bir noktasında sorunlar yaşandığında karşılıklı oturup sorunları çözmek için çabalamak yerine kolay yolu seçmişsiniz. O kadar acizseniz eğer kendinizi öldürmeniz daha faydalı olabilir zira Allah korkusundan falan söz etmeyeceğim çünkü sizde Allah korkusu olsaydı bırak eşini öldürmeyi ona kötü söz söylemeyi bile göze alamazdınız. İnancın yitmesi ile insanın ölmesi arasında bir fark göremiyorum. Her şey bomboş geçen 70, 80 ya da 100 yıl içinse eğer trollemenin kralını yaşıyoruz demektir. Neyse bu başka bir başlığın konusu.

İnsanlar evlenecekleri kişilerle bir “aile” oluşturduklarının farkına varmalı ve onu korumalılar. Daha sonra da birbirleriyle arkadaş olmayı öğrenmeliler, belki de ilk önce bunu başarmalılar.

Siz katiller, öldüğünüzde hepinizin ateşinin bol olması dileğiyle.